İstanbul’u yazarım
İzmir düşünürüm zeybek misali
aydın geçinirim / tuz basarım sensizliğe
yüz vururum kimsesizliğe
yorgun olurum / durgun akan su gibi
solgun olurum / sonbaharın son gülü gibi
akrobasi de değil / bürokrasi de
engel yoktur sevgi suyu içmeye
anason da çarpar içince / aşkta
bilemedim ne kadar özlediğimi
çerga üstünde bir motif misali gülüşün /
asılı usumda sanki yer çekimi görünüşün
o ağacın altında mı buluşalım
yoksa o yorganın mı altında
diyemedim
sek sek oynuyor çocuklar
Anadolu da eski kentlerin dar sokaklarında
dudak dudağa seni beklemek iki sokak arasında
sabah keyfi çayımı yudumlamak cam bardakta
ve dudaklarımın izi kalırken solukta
dudaklarının izi / dudaklarımın arasından sarkıyor boşluğa
hüplesem de nefesimle / dilimle ememedim doya doya



seni sevmek ayrı bir tat
seninle sevişmek bambaşka bir tatta
söyleyemeyeceğim /
kırılmasın dikenleri güllerin
yarılmasın ciğerleri bülbüllerin
sakalar konsun dallara
Karadeniz de takalar koşsun
hamsinin peşinde koydan koya
ben seni yıldızlar kadar seveceğim
odun keseceğim kışa hazırlık diye
seni seveceğim ömrüme miraslık diye
geceyi gündüze yamayıp
tam gün süreceğim seni kalbimin namlusuna
tetikte üç boğumlu parmak / çektiğinde
sen öleceğim ben diye
ölümü aşkın sırtına koşmak ve eğerlemek
iki dudak arasında kaybolmak sen diye
sen diye hiç kimseye diyememek
ve ölmek sensizliğe



bir atın sırtında gidiyorsam asırların girdabında
sana susadığımdandır
sana yanmak geceden sabaha
sabahı düşlemek seraba
yok saymak zamanı zamansızlığa
vermek sevdanın kurşununu namluya
ve çekmek tetiği /
vurulmak bir aşkın elinden
ve bu / köhne gecekondu bir yaşamın gerçeği
(1) ayı gördüm / yıldıza itibarım yok
ve itibarım yok kararsızlığa
(2) şu düğün bizim düğündür / oyna kızım oyna
kurulsun düğün parlementosu / toplansın meclis salona
(3) kırk yılın çarşambası bir araya gelsin
kolye gibi sevgi yağsın boyna
düğün bizim / aşk bizim
(4) pireyi gözünden / çakalı dizinden vuralım güzelim
külden kına olmaz / köz olur yakar dili sevgilim
Kibar Tavasav

